🧠 Bağımlılık Hikayeleri ⏱ 6 dk okuma
👁 42 okunma
👤 Anonim
Artık nerede yaşadığımı ben de tam olarak bilmiyorum
👤 Anonim
📅 11 Haziran 2026
💬 0 yorum
Adım Veysel. 44 yaşındayım. Artık nerede yaşadığımı ben de tam olarak bilmiyorum. Bazen İstanbul'un Esenyurt ilçesinde rutubet kokan bir bodrum katta, bazen yarısı yıkılmış bir gecekonduda, bazen de bir otobüs terminalinin arkasındaki bankta uyuyorum. Cebimde kalan son 120 lirayla bugün yine kupon yapmayı düşünüyorum. Dün gece saat 03.47'de son 800 liramı da kaybettim. Telefonun ekranını kapattım. Dakikalarca duvara baktım. Sonra kalkıp musluktan akan paslı suyu içtim ve yatağa uzandım. Uyuyamadım. Kafamın içinde sürekli aynı düşünce dönüp duruyordu. Şu maçı alsam, şu oran tutsa, bir kupon denk gelse...
Eskiden insanlar beni başarılı bir iş insanı olarak tanırdı. İstanbul'da 18 kamyonluk bir filom, iki depom ve 47 çalışanım vardı. Lojistik şirketimin aylık cirosu milyonları buluyordu. Başakşehir'de üç katlı bahçeli bir evde yaşıyordum. 2021 model Land Rover kullanıyordum. Çeşme'de yazlığım vardı. Eşim Selin'di. Oğlum Emir şimdi 15 yaşında. Kızım Duru ise 11 yaşında. Bir zamanlar her şeyim vardı.
Bahisle ilk tanıştığımda yıl 2018'di. Sadece eğlence olduğunu düşünüyordum. Maç izlerken 500-1000 liralık kuponlar yapıyor, kazanınca arkadaş ortamında hava atıyordum. Kaybedince de önemsemiyordum. Sonra pandemi geldi. Kamyonlar boş dönmeye başladı. Mazot fiyatları katlandı. Müşteriler ödemeleri geciktirdi. Şirket her ay yüz binlerce lira zarar yazıyordu. İşte o günlerde aklıma hayatımın en pahalı düşüncesi geldi. Bir büyük kupon tutarsa bütün açığı kapatırım.
İlk büyük kaybım 140 bin liraydı. Yedi maçlık kombinenin son ayağı 89. dakikaya kadar kazanıyordu. Kırmızı kart geldi. Maç döndü. Kupon yattı. O gece ilk kez kredi çekip bahis hesabına para yatırdım. Kendime bunun son olduğunu söyledim. Olmadı. Bir hafta sonra daha büyük oynadım. Daha büyük kaybettim. Kredi kartları doldu. Krediler bitti. Sonra tefeciler başladı. İlk başta kolay görünüyordu. İmza atıyordum, para hesabıma geçiyordu. Bir sonraki kuponun her şeyi düzelteceğine inanıyordum. Düzeltmedi. Borç büyüdü. Faiz büyüdü. Ben küçüldüm. 2022'nin sonunda borçlar milyonları geçmişti.
Selin artık bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Banka hesap hareketlerini gördü. Kredi evraklarını buldu. Bir akşam her şeyi masanın üzerine koydu. Ne olduğunu sordu. Ben cevap vermek yerine bağırdım. Televizyonu duvara fırlattım. Çocuklar ağlayarak odalarından çıktı. Selin o gece bavulunu topladı. Giderken arkasına bile bakmadı. Boşanma birkaç ay sürdü. Mahkeme çocukları görebilmem için hak verdi. Ama ben hiç gitmedim. Utandım. Onların karşısına çıkacak cesaretim kalmamıştı. Bir babanın çocuklarına verecek hiçbir şeyi kalmadığında gözlerinin içine bakması çok zor oluyor.
2023 yılında şirket iflas etti. İcra memurları geldi. Ev gitti. Araba gitti. Depolar boşaltıldı. Çalışanların maaşlarını bile ödeyemedim. Yıllarca birlikte çalıştığım insanlara borçlu kaldım. İçlerinden biri yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle hayatına son verdi. Cenazesine gidemedim. Alacaklılardan saklanıyordum.
Tefeciler annemin evine kadar ulaştı. Babam o gün kalp krizi geçirdi. Annem beni arayıp gelmemi istedi. Gidemedim. Yalan söyledim. Hastayım dedim. Babam bir hafta sonra hayatını kaybetti. Cenazede uzaktan durdum. Selin ve çocuklar da oradaydı. Emir beni gördü. Göz göze geldik. Ama yanıma gelmedi. Belki istemedi. Belki de annesi izin vermedi. Hâlâ bilmiyorum. Bildiğim tek şey, o gün de bahis oynadığım ve yine kaybettiğim.
2024 yılında sahte senet nedeniyle hapse girdim. Dokuz ay yattım. İçeride bile bahisten kopamadım. Telefon bulunuyordu. Kupon yapılıyordu. Kaybediliyordu. Bir gün yine borç yüzünden dövüldüm. Çıktığımda ise beni bekleyen kimse yoktu. Kardeşim kapıyı açtı. Yüzüme baktı. Sonra kapıyı kapattı.
Şimdi 65 kiloyum. Eskiden neredeyse 100 kiloydum. Ellerim titriyor. Telefonu bazen iki elimle tutuyorum. Gözlerim sarardı. Kalbim ağrıyor. Doktora gitmiyorum. Param yok. Belki korkuyorum. Günde iki paket sigara içiyorum. Bir şişe rakı bitmeden uyuyamıyorum. Bazen günlerce uyumadığım oluyor. Bazen duvarda skorlar görüyorum. Bazen olmayan maçların sonuçlarını duyuyorum.
Üç gün önce elimde kalan son 1200 lirayı da kaybettim. Sekiz maçlık kuponun yedisi geldi. Son maç uzatmalarda penaltı kaçırdı. Gece bir otelin balkonunda ayaklarımı boşluğa sarkıttım. Aşağı baktım. Bir çocuk top oynuyordu. Kızım Duru'ya benzedi. İçeri girdim. Telefonumu açtım. Yine maçlara baktım.
Geçen gece bir tefeci aradı. Borcu hatırlattı. Annemin evine gideceklerini söyledi. Telefonu kapattığımda ellerim titriyordu. Sonra yine aynı düşünce geldi. Belki bugün birkaç maç tutar. Belki küçük parayı büyütürüm. Belki borcun bir kısmını kapatırım. Belki çocukları uzaktan görürüm. Belki her şeyi düzeltirim. Bunun yalan olduğunu biliyorum. Ama o yalana inanmazsam, hayatım boyunca yaptığım bütün hatalarla yüzleşmem gerekiyor. Bazen insan gerçekle yaşamaktansa yalana tutunmayı seçiyor.
Çocuklarımı son gördüğüm gün parkta oturuyorduk. Duru top oynamak istiyordu. Ben ise telefona bakıyordum. Bahis kuponuma. Bir ara bana dönüp neden sürekli telefona baktığımı sordu. Cevap veremedim. Çünkü verebileceğim hiçbir cevap yoktu. Bir süre sonra Selin çocukları arabaya bindirdi. Gittiler. Bir daha da dönmediler.
Geçen hafta annemi aradım. Nasıl olduğumu sordu. İyiyim dedim. İyi değildim. Telefon kapandı. Bir saat sonra yine maç sonuçlarına baktım.
Bu yazı bir itiraf değil. İtiraf edecek gücüm kalmadı. Bu sadece bir uyarı. Eğer bunları okuyorsan ve hâlâ kontrolün sende olduğunu düşünüyorsan, dikkat et. Ben de yıllar önce aynı şeyleri söylüyordum. Sadece eğleniyorum. İstersem bırakırım. Kaybettiklerimi geri alacağım. Bir büyük kupon her şeyi düzeltecek. Hiçbiri doğru çıkmadı.
Bugün milyonlarca lira borcum var. Ailem yok. Çocuklarım beni tanımıyor. Sağlığım her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor. Ama buna rağmen hâlâ içimde küçük bir ses var. Bu akşamki kuponun farklı olacağını söylüyor. Belki tutar. Belki tutmaz.
Bu hikayeyi faydalı buldunuz mu?