Ben Bunu Kimseye Anlatamadım
Benim kumar işi öyle bir anda başlamadı. Önce iddia vardı. Normal kupon. 50 lira, 100 lira. Maç izlerken heyecan olsun diye. Sonra canlı bahis çıktı karşıma. Gol olur, korner olur, ilk yarı üst olur falan. O işin sonu yokmuş. Maç 90 dakika sürüyor ama senin kafanın içinde bütün gün sürüyor.Sonra casino sitelerine girdim. İlk oynadığım oyun Gates of Olympus’tu. Zeus ekrana çarpan atınca sanki gerçekten bir şey biliyormuşum gibi hissettim. Sonra Sweet Bonanza, Starlight Princess, Sugar Rush, The Dog House oynadım. Hangisi bonus verirse ona sarıyordum. 200 lira yatırıp 6 bin yaptığım gün oldu. O gün çekmedim. Çünkü 6 bin az geldi. 10 olsun dedim. Sonra 15 olsun dedim. En son sıfır oldu.Ben zaten hep orada kaybettim. Azla yetinemedim. Kazanınca daha fazlasını istedim, kaybedince geri almak istedim.Rulet daha beterdi. Lightning Roulette oynuyordum. Bir ara Türkçe canlı rulet masasına takıldım. Kırmızı siyah basıyordum. Üç kere siyah gelince kırmızı kesin gelir sanıyordum. 0 uzun zamandır gelmedi diye 0’a para basıyordum. 17, 23, 32 bunlara taktığım dönem oldu. Telefonda notlara çıkan sayıları yazıyordum. Şimdi yazarken utanıyorum ama o zaman ciddi ciddi sistemi bulduğumu sanıyordum.Benim batışım maaşla başladı, borçla büyüdü.Önce kredi kartı doldu. Sonra nakit avans çektim. Sonra ihtiyaç kredisi. Eşim bilmiyordu. Ona hep başka şey söyledim. Araba masrafı dedim, iş yerinde kesinti oldu dedim, arkadaş borç istedi dedim. Bir süre sonra yalan söylemek normal gelmeye başladı. Asıl korkunç olan da bu.Bir gece hiç unutmam. Maaş yeni yatmıştı. Ev kirası duruyordu. Kart ödemesi duruyordu. Dedim ki 5 bin yatırayım, 10 yapıp çıkayım. Önce Gates’te kaybettim. Sonra rulette geri alırım dedim. Kırmızıya bastım siyah geldi. Siyah bastım kırmızı geldi. Sinirlenip sayılara dağıttım. 20 bin gitti. Sonra kredi kartından 15 bin daha çektim. Sabah ezanı okunurken telefonda bakiye 38 liraydı.O gün işe gittim. Kimse bir şey anlamadı. Çay içtiler, şaka yaptılar. Ben masada oturup ekrana baktım. İçimde sanki taş vardı. Ama akşam yine oynadım. İnsan bunu kendine bile açıklayamıyor.Sonra tefeci kısmı başladı.Bir arkadaşın arkadaşı vardı. 40 bin lazım dedim. Bir haftaya 50 vereceksin dedi. O an kabul ettim. Çünkü aklımda yine aynı şey vardı. Bu parayla oynarım, büyütürüm, borcu kapatırım. Parayı aldığım günün gecesi 25 bini gitti. Kalanıyla borç ödemem gerekirken onu da oynadım.Bir hafta sonra adam aradı. Açmadım. Sonra mesaj attı. Sonra iş yerine geldi. Bağırmadı, çağırmadı. Sadece kapının önünde bekledi. Ben o gün insan içine çıkamadım. Bir insanın korkudan midesi bulanır mı, bulanıyormuş.40 bin borç 65 oldu, sonra 90 oldu. Şimdi hala ödüyorum. Her ay maaş yatıyor, daha elime geçmeden gidiyor. Bankaya ayrı, tefeciye ayrı, arkadaşa ayrı. Evde bir şey eksilse eşim yüzüme bakıyor. Çünkü artık güven yok.Eşim bir gece telefonumu gördü. Casino sitesinin mesajı düşmüş. Hiç bağırmadı. Sadece sen ne yaptın bize dedi. O cümle insanın üstüne çöküyor. Kavga etse belki cevap verirsin. Ama öyle bakınca cevap da veremiyorsun.Çocuğum var. 6 yaşında. Geçen ay markette oyuncak istedi. 180 liraydı. Alamam dedim. Pahalı dedim. Aynı gece 3 bin lirayı slotta yedim. Bunu yazarken bile midem sıkışıyor. İnsan kendinden böyle nefret ediyor işte.Bir ara her şeyi bitirmeyi düşündüm. Açık açık söylüyorum. Gece salonda oturuyordum. Herkes uyumuştu. Telefon elimdeydi. Borç mesajları, banka bildirimleri, aramalar. Kafamın içi susmuyordu. Ölmek istediğimden değil de, artık düşünmek istemediğimden geçti aklımdan. Sonra çocuğun odasından öksürük sesi geldi. Kalktım su verdim. Geri salona geldim. Sabaha kadar oturdum.Ertesi gün yine hiçbir şey düzelmedi. Borç aynı borçtu. Ben aynı bendim. Hatta birkaç gün sonra yine oynadım. Bunu da saklamayayım. Hala oynuyorum bazen. İki hafta duruyorum, kendimi iyi sanıyorum. Sonra bir gece içim daralıyor, sadece bakacağım diyorum. Sonra 500 yatırıyorum. Sonra onu geri almaya çalışıyorum. Sonra yine aynı çukur.Ben artık büyük kazanç hayali bile kurmaktan yoruldum. Ama kafa yine susmuyor. Bir kere denk gelse, bir kere verse, bir kere toparlasam diyor. Biliyorum yalan ama yine de bazen inanıyorum.Şu an borcum tam ne kadar bilmiyorum. Hesaplamaya korkuyorum. 600 bine yakındır herhalde. Belki daha fazla. Tefeciye hala ödeme yapıyorum. Bankalar arıyor. Arkadaşlarımın çoğu uzaklaştı. Eşim evde ama sanki aynı evde iki yabancıyız.Ben eskiden normal bir adamdım. İşine giden, maaşını alan, evine ekmek götüren biriydim. Şimdi maaş günü gelince sevinen değil, kim önce arayacak diye korkan biriyim.Bunu yazıyorum çünkü içimde kaldı. Anlatacak kimsem yok. Herkes beni çalışıyor sanıyor. Evin geçimini düşünüyor sanıyor. Kimse gecenin üçünde banyoda oturup banka uygulamasına baktığımı, rulette son 200 liraya kırmızı gelsin diye beklediğimi bilmiyor.Ben hala buradayım. Borcun içinde, yalanın içinde, korkunun içinde. En kötüsü de bazen hala o ekrana bakıyorum. Sanki beni batıran şey beni kurtaracakmış gibi.
Adımın önemi yok aslında. 37 yaşındayım. Konya’da yaşıyorum. Daha doğrusu aynı evde yatıp kalkıyorum ama yaşamak denirse bilmiyorum. Sabah işe gidiyorum, akşam geliyorum, bazen yemek yiyorum, çoğu zaman da telefona bakıp duruyorum.