Bir Gece Her Şeyi Bitirmeyi Düşündüm
Ben kumara eğlenmek için başlamadım. Ben kumara para yetiştiremediğim için başladım. Asıl saçmalık da burada zaten. Parası yetmeyen adam, elindeki son parayı da oyuna koyuyor.İlk başta slot oynadım. Gates of Olympus, Sweet Bonanza, The Dog House, Sugar Rush. Hangisi ekranda parlak görünüyorsa ona giriyordum. 300 lira yatırıp 2 bin yaptığım gün kendimi kurtulmuş sandım. O para beni kurtarmadı, sadece daha büyük batırdı.Sonra rulet başladı. Canlı rulet masalarına sardım. Lightning Roulette, Türkçe rulet, Auto Roulette. Kırmızı siyah oynuyordum. Sonra sayı seçmeye başladım. 0, 7, 17, 23, 32. Sanki o sayılar benim dostummuş gibi. Gece mutfakta oturup çıkan sayıları not alıyordum. Eşim salonda uyuyordu, ben telefonda hayatımı çeviriyordum.Atölyenin ilk büyük darbesi bir cuma günü oldu. Pazartesi kumaşçıya ödeme yapmam gerekiyordu. Kasada 46 bin lira vardı. Dedim ki 10 binle girerim, 20 yapar çıkarım. Önce Sweet Bonanza’da kaybettim. Sonra rulette toparlarım dedim. Toparlamak yerine daha çok dağıldım. Saat sabaha karşı dörtte kasadaki paranın tamamı gitmişti.O sabah atölyeye gidemedim. Kumaşçı aradı, açmadım. Çalışan çocuk aradı, abi bugün gelecek misin dedi. Hastayım dedim. Yalandı. Hasta değildim, bitmiştim.Sonra borç başladı. Kredi kartı, ihtiyaç kredisi, nakit avans. Annemden para aldım, iş sıkıştı dedim. Kardeşimden aldım, çek ödemem var dedim. Bir arkadaşımdan aldım, makine bozuldu dedim. Herkes başka bir hikaye biliyordu. Gerçeği kimse bilmiyordu.En sonunda tefeciye bulaştım. İlk aldığım para 70 bin liraydı. Bir ay içinde öderim dedim. Kafamda yine aynı düşünce vardı. Bu parayla oynarım, borçları kapatırım, kimseye rezil olmam. Daha ilk hafta paranın yarısından fazlası gitti. Kalanıyla borç ödeyeceğime yine oynadım. Çünkü artık mantık kalmamıştı.Tefeci borcu büyüdü. 70 bin oldu 100, sonra 140. Adamlar ilk başta abi diyordu. Sonra sesleri değişti. Bir gün atölyeye geldiler. Çalışanların önünde konuşmadılar ama kapının önünde beklemeleri bile yetti. O gün içerideki herkes anladı bir şey olduğunu. Ben de o gün ilk kez gerçekten korktum.Eşim her şeyi parça parça öğrendi. Önce kart borçlarını gördü. Sonra bahis sitelerini. Sonra tefeciyi duydu. Bana bağırmadı. Sadece yüzüme baktı. O bakışı anlatamam. Sanki karşısında tanıdığı adam değil de, evine zarar vermiş yabancı biri vardı.Bir gece eve geldim. Elektrik faturası masadaydı. Çocuğun okul taksidi duruyordu. Telefonumda banka mesajları, arama kayıtları, tehdit gibi gelen kısa cümleler. Cebimde 120 lira vardı. O gece banyoya girdim, kapıyı kapattım. Aynaya baktım. Kendimi tanıyamadım.O gece her şeyi bitirmeyi düşündüm.Bunu süsleyerek söyleyemem. Aklımdan geçti. Artık kimseye yük olmayayım dedim. Borçlar, yalanlar, korku, utanç, hepsi birden üstüme çöktü. İnsan bazen ölmek istediği için değil, artık düşünmek istemediği için böyle şeyler düşünüyor. Ben de o gece sadece kafamın susmasını istedim.Sonra içeriden oğlumun sesi geldi. Uykusunda konuşuyordu. Çok küçük bir şeydi belki ama beni orada tuttu. Kapıyı açtım, salona geçtim, yere oturdum. Sabaha kadar uyumadım. Ağladım mı bilmiyorum, gözümden yaş geldi ama ağlamak gibi değildi. Sanki içim boşalıyordu.Ertesi gün hiçbir şey düzelmedi. Borç yine borçtu. Tefeci yine aradı. Banka yine mesaj attı. Eşim yine soğuktu. Atölye yine batıyordu. Ama ben o geceyi unutmadım. Çünkü insanın kendi canından vazgeçmeyi düşünmesi normal bir şey değil. Ben oraya kadar düştüm.Atölyeyi sonunda kapattım. Makinelerden ikisini sattım. Birini borca verdim. Şimdi başka bir yerde maaşlı çalışıyorum. Elime geçen paranın çoğu borca gidiyor. Tefeciye hala ödeme yapıyorum. Bankaya hala borcum var. Aileme hala doğru düzgün bakamıyorum. Eşimle aynı evdeyiz ama aramızda duvar var gibi.Ve en kötüsü, hala tamamen bıraktım diyemem. Bazen iki hafta oynamıyorum. Sonra bir gece içimde o eski ses başlıyor. Sadece bak, sadece küçük yatır, belki bu sefer döner. Hala oynadığım oluyor. Hala slot açıyorum. Hala rulette sayı görünce içim kıpırdıyor. Hala kaybettiğimi geri alacakmışım gibi bir aptal umut geliyor.Ama artık her oyundan sonra kendimden biraz daha utanıyorum. Para kaybetmekten bile fazla bu yoruyor beni. Çünkü ben sadece para kaybetmedim. İşimi kaybettim. Güvenimi kaybettim. Eşimin gözündeki yerimi kaybettim. Çocuğumun karşısında rahat durmayı kaybettim.Şimdi her ay borç ödüyorum. Sadece bankaya, tefeciye, insanlara değil. O gece aynada gördüğüm adama da borç ödüyorum. Çünkü onu bu hale ben getirdim. Hala yaşıyorum ama bazı günler sadece borç ödemek için yaşıyormuşum gibi geliyor.
Adım Levent, 40 yaşındayım. Bursa’da yaşıyorum. Eskiden tekstil işi yapıyordum. Küçük bir atölyem vardı. Çok büyük değildi ama bana yetiyordu. Üç makine, iki çalışan, düzenli müşteriler. Sabah kepengi açınca kendimi işe yarar biri gibi hissederdim. Şimdi aynı sokaktan geçerken kafamı çeviriyorum.