🧠 Bağımlılık Hikayeleri ⏱ 6 dk okuma
👁 4.3B okunma
18 Yaşında Başladım, 24'ümde Borç Batağındayım
👤 Kerim Y.
📅 11 Şubat 2026
💬 0 yorum
Benim adım Mert, 24 yaşındayım. Bu yazıyı yazarken bile kendime kızıyorum çünkü hayatımın en güzel yıllarını kendi elimle mahvettim. Bugün toplam borcum yaklaşık 78 bin TL. Belki bazı insanlara çok büyük bir rakam gibi gelmeyebilir ama benim yaşımda biri için oldukça ağır bir yük. Daha hayatın başındayken eksiyle başlamak insanın moralini gerçekten bozuyor.
Bahisle ilk kez 2019 yılının eylül ayında tanıştım. Üniversiteyi yeni kazanmıştım ve ailem beni başka bir şehre göndermişti. İlk defa ailemden ayrı yaşıyordum. Yeni arkadaşlar edinmiştim, yurda alışmaya çalışıyordum. Yurtta akşamları herkes telefonuyla bir şeyler yapıyordu. Kimi dizi izliyor, kimi oyun oynuyordu. Bir grup ise sürekli maç konuşuyordu. Kim kazanır, hangi oran yüksek, hangi kupon tutar... Başlarda sadece dinliyordum.
18. yaş günümün üzerinden yaklaşık bir hafta geçmişti. Bir akşam odada otururken arkadaşlardan biri bana hesap açtırdı. Çok küçük miktarlarla başladık. 50 lira yatırdım. O zamanlar gözümde çok büyük para değildi. Sonuçta bir arkadaş ortamı gibi görünüyordu. İlk kuponum tuttu. Sonra bir tane daha yaptım. O da tuttu. O günlerde bunun ileride başıma nasıl bir bela açacağını tahmin etsem telefonu elimden bırakırdım.
Birinci sınıfın sonuna kadar bahis benim için sadece eğlenceydi. En azından öyle olduğunu düşünüyordum. Ailemden gelen harçlık vardı, KYK bursu vardı. Arada yarı zamanlı işler yapıp para kazanıyordum. Bahise yatırdığım miktarlar küçük görünüyordu. Kaybedince üzülüyor ama çok da önemsemiyordum. Çünkü hep geri kazanabileceğime inanıyordum.
Asıl sorun ikinci sınıfta başladı. Artık sadece hafta sonu maçlarıyla yetinmiyordum. Avrupa ligleri, basketbol maçları, canlı bahisler derken sürekli telefon ekranına bakar hale geldim. Ders çalışırken bir tarafta notlar açık olurdu, diğer tarafta maç sonuçları. Sınav haftalarında bile kupon yapıyordum. Hatta bazen ders çalışmak yerine saatlerce maç analizi izlediğim oluyordu.
2021 yılına geldiğimizde işler iyice kontrolden çıkmaya başladı. Bursumun önemli bir kısmı daha ayın ilk haftasında bahis hesaplarına gidiyordu. Ailem para gönderdiğinde ihtiyaçlarımı karşılamak yerine önce kaybettiğim paraları çıkarmaya çalışıyordum. O dönem kendime sürekli aynı yalanı söylüyordum. Bu kupon tutarsa her şeyi düzelteceğim. Ama hiçbir şey düzelmiyordu.
Üniversitenin son yıllarında artık kredi kartı kullanmaya başlamıştım. İlk kartı alırken çok heyecanlanmıştım. Kendimi büyümüş gibi hissediyordum. Birkaç ay sonra limitin yarısı bahis sitelerine gitmeye başladı. Sonra ikinci kart geldi. Sonra üçüncü kart. Kart borcunu kapatmak için başka kart kullanıyordum. O zamanlar bunun ne kadar tehlikeli olduğunu görmek istemiyordum.
2023 yılında mezun oldum. Üniversite bittiğinde elimde bir diplomam vardı ama düşündüğüm gibi bir başlangıç yapamadım. Arkadaşlarım iş bulmanın, kariyer yapmanın, gelecek planları kurmanın heyecanını yaşarken ben borç hesaplıyordum. İki ayrı bankaya kredi borcum vardı. Üç kredi kartımın limiti neredeyse tamamen doluydu. Daha çalışma hayatına yeni başlayacak biri olarak ciddi bir borcun altında kalmıştım.
İş bulduktan sonra her şeyin düzeleceğini düşündüm. Düzenli maaş alacaktım ve borçlarımı kapatacaktım. Ama gerçek hayat öyle olmadı. Maaşımın önemli bir kısmı kredi ve kart ödemelerine gidiyordu. Çevremdeki insanlar ilk arabalarını almak için para biriktiriyordu. Kimisi evlilik planları yapıyordu. Kimisi yatırım hesabı açıyordu. Ben ise ay sonunu nasıl getireceğimi düşünüyordum.
En zoruma giden şeylerden biri de aileme gerçeği anlatamamaktı. Onlar beni üniversiteye gönderirken iyi bir gelecek kurmamı hayal etmişti. Ben ise yıllarca gönderilen harçlıkları bahis sitelerine kaptırmıştım. Hala borcumun tam boyutunu bilmiyorlar. Belki bir gün anlatırım ama şu an buna cesaret edemiyorum.
Yaklaşık iki ay önce maaş günüydü. Sabah işe gitmeden önce hesabıma maaşın yatmasını bekliyordum. O gün yaşadığım şeyi unutamıyorum. Maaş hesabıma yattıktan birkaç dakika sonra otomatik ödemeler, kredi taksitleri ve kart borçları paranın büyük kısmını çekti. Hesabıma baktığımda ay boyunca çalışacağım maaşın neredeyse yarısından fazlası gitmişti bile.
O an bilgisayar ekranına uzun süre baktığımı hatırlıyorum.
İlk kez gerçekten ne hale geldiğimi fark ettim.
Daha 24 yaşındaydım.
Kimseye belli etmiyordum ama içten içe tükenmiş hissediyordum. Arkadaşlarımla dışarı çıkarken hesap yapıyordum. Yeni bir şey almak istediğimde hesap yapıyordum. Sürekli borç düşünmek insanı yoruyor. Hele ki bunun sebebinin kendi yaptığınız hatalar olduğunu bilmek daha da ağır geliyor.
O gün eve döndüğümde uzun süre düşündüm. İlk kez kendime dürüst davrandım. Sorunun şanssızlık olmadığını kabul ettim. Sorun ekonomik kriz de değildi. Sorun benim yıllarca kontrol edebileceğimi sandığım bahis alışkanlığıydı.
Şu an hala borç ödüyorum. Hala önümde uzun bir yol var. Ama en azından artık yeni borç üretmiyorum. Bahsi bıraktım ve harcamalarımı kontrol etmeye çalışıyorum. Kolay değil ama her ay birkaç adım daha ilerlediğimi hissediyorum.
Bu yazıyı özellikle üniversite öğrencileri için yazmak istedim. Çünkü benim hikayem büyük paralarla başlamadı. Her şey 50 liralık bir kuponla başladı. Sonra 100 lira oldu, 500 lira oldu, derken yıllar geçti. İnsan kaybettiği para kadar zamanı da kaybediyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda keşke 18 yaşındaki halime ulaşabilsem diyorum. Ona tek bir şey söylerdim.
Kolay para diye bir şey yok.
Ben bunu öğrenmek için altı yılımı ve 78 bin liramı kaybettim.
Bu hikayeyi faydalı buldunuz mu?