Bir El Daha: Kaybı Kovalamanın Sessiz Tuzağı
Bu yazı diğerlerinden biraz farklı olacak. Çünkü bu, oyunların nasıl çalıştığıyla değil, içine düşen insanın yüreğinde olup bitenle ilgili. Belki de en çok bunu konuşmamız lazım.
Sahne hep aynıdır. Gecenin bir yarısı, herkes uyumuştur, sen ekranın karşısındasındır. Bugün kaybettin, hatta dünden beri kaybediyorsun. Ama içinden bir ses durmadan aynı şeyi söylüyor: bir el daha, sadece bir el, açığımı kapatır kalkarım. O bir el hiçbir zaman son el olmaz. İşte kumar bağımlılığının kalbinde yatan şey budur, kaybı kovalamak.
Mantık şöyle işler: kaybettiğin parayı bir gider olarak değil, geri alınması gereken bir borç olarak görmeye başlarsın. Durmak, o kaybı kalıcı kabul etmek gibi gelir. Oynamaya devam etmekse hâlâ bir umut gibi. Oysa gerçek tam tersidir. Durmak kaybı dondurur, devam etmek büyütür. Ama o an, beynin bunu göremez. Çünkü o an mantık değil, çaresizlik konuşur.
Bir de utanç var. Belki eşinden, ailenden, en yakın arkadaşından bile saklıyorsun. Ne kadar kaybettiğini kimse bilmiyor. O gizlilik seni daha da yalnızlaştırır, yalnızlık da seni tekrar ekranın başına iter. Tek başına savaştığını sanırsın. Oysa bu döngü senin zayıflığından doğmuyor; bu oyunlar tam da senin durup düşünememen, hep bir el daha demen üzerine kurulmuş.
Şunu lütfen aklında tut: kaybı kovalamak bir karakter zaafı değil, kumarın insan beyninde yarattığı çok bilinen bir tuzaktır. Milyonlarca insan aynı düşünceyle aynı sandalyede oturdu. Ve o döngüden çıkanların hepsinin ortak noktası şuydu: bir noktada birine açıldılar.
Eğer bu satırlarda kendini gördüysen, bu durumun bir çıkışı var ve yalnız değilsin. Yeşilay'ın YEDAM merkezleri kumar bağımlılığı konusunda doğrudan destek veriyor.